.
ANAYASA MAHKMESİ BASIN DUYURUSU
21.5.2026
ND 14/26
Kamulaştırma İşlemlerinde Gerçek Değerin Belirlenmesine Yönelik Süreç Devam Ederken Taşınmazın İdare Adına Tesciline İmkân Tanıyan Kurala İlişkin İtiraz Başvurusu Hakkında Karar
|
Anayasa Mahkemesi 12/2/2026 tarihinde E.2025/190 numaralı dosyada, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 4650 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 10. maddesinin 7139 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle değiştirilen sekizinci fıkrasının sekizinci cümlesinde yer alan “Tescil hükmü kesin olup,…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. |
İtiraz Konusu Kural
İtiraz konusu kuralda, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili talebiyle açılan davalarda mahkemece idare adına verilen tescil kararının kesin nitelikte olduğu öngörülmektedir.
Başvuru Gerekçesi
Başvuru kararında özetle; kamulaştırma bedelinin tespitine ve tescile ilişkin davalarda kamulaştırma bedelinin yatırıldığına ilişkin makbuzun sunulması hâlinde mahkemece taşınmazın idare adına tesciline kesin olarak karar verilmesinin uygulamada sorunlara yol açtığı, tescil hükmünün kesin olması nedeniyle kamulaştırma işleminin iptal edilmesine karşın taşınmazın tapusunun idare üzerinde kaldığı, ayrıca kamulaştırmada gerçek bedelin ödenmesi ilkesine aykırı olarak taşınmaz malikinin taşınmazın bedelini tam olarak almaksızın mülkiyet hakkından yoksun bırakıldığı, taşınmaz maliki tarafından yolsuz tescile dayalı olarak iptal ve tescil davası ya da kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasının açılması mümkün ise de malikin bu şekilde dava açmaya zorlanmasının davaların en az giderle ve makul bir süre içinde bitirilmesi ilkesiyle çeliştiği belirtilerek kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Mahkemenin Değerlendirmesi
Anayasa’nın 46. maddesine göre kamulaştırmanın devlet ve kamu tüzel kişileri tarafından yapılabilmesi için kamu yararının bulunması, kamulaştırma kararının kanunda gösterilen esas ve usullere uygun alınması, gerçek karşılığın ilke olarak peşin ve nakden ödenmesi gerekir. Anayasa'nın anılan maddesinin birinci fıkrasında kamulaştırmanın taşınmazın gerçek karşılığının ödenmesi şartıyla kullanılabilecek bir yetki olduğu hükme bağlanmıştır. Gerçek karşılığın ödenmesi Anayasa’da malikler lehine getirilen özel bir güvencedir. Dolayısıyla taşınmazın gerçek karşılığı ödenmeden yapılan kamulaştırma işlemleri söz konusu fıkradaki gerçek karşılığın ödenmesi güvencesinin yanı sıra peşin ödeme güvencesine de aykırılık oluşturacaktır. Kamulaştırma suretiyle mülkiyet hakkına getirilen sınırlamada, hedeflenen kamu yararı ile malikin bireysel yararı arasında gözetilmesi gereken adil denge ancak malike taşınmazın gerçek karşılığının peşin ödenmesi suretiyle sağlanabilir.
Peşin ödeme güvencesi, gerçek karşılığın taksitli olarak ödenmemesinin ötesinde kamulaştırma bedeli ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinden oluşan gerçek karşılığın en geç taşınmazın idare adına tescil edildiği tarihte ödenmesi gerektiğini ifade eder. Dolayısıyla Anayasa’nın 46. maddesinde belirtilen kamulaştırmanın anayasal ögelerine uygun bir kamulaştırma işleminden bahsedilebilmesi için taşınmazın gerçek karşılığının ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinin yalnızca tek seferde ödenmesi yeterli olmayıp bu ödemenin en geç taşınmazın idare adına tescil edildiği anda yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda Anayasa’nın anılan maddesinde yer alan taksitlendirme hâlleri bulunmamasına rağmen kamulaştırma bedeli ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinden oluşan gerçek karşılığın taşınmazın mülkiyetinin idareye geçtikten sonra ödenmesi peşin ödeme güvencesine aykırılık oluşturacaktır.
İtiraz konusu kural uyarınca kamulaştırılan taşınmazın idare adına tesciline ilişkin hüküm kesin nitelikte olup kanun yolu denetimine tabi olmamaktadır. Bu itibarla bedel tespiti ve tescil davasında sadece kamulaştırma bedeli yönünden kanun yoluna başvurulabilmektedir.
Mahkemelerin dava konusu yapılan taşınmazın mülkiyetinin idareye devredilmesi sonucunu doğuran kesin nitelikteki tescil hükmü üzerine kamulaştırılan taşınmazın idare adına tescili gerçekleştirilmektedir. Böylece mahkeme kararıyla belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini oluşturup oluşturmadığı kesin olarak tespit edilmeksizin taşınmazın mülkiyeti idareye geçmektedir. Zira kanun yolu incelemesinde mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek karşılığını yansıtmadığının ve daha fazla olması gerektiğinin belirlenmesi mümkündür. Bu durumda kamulaştırılan taşınmazın gerçek değeri malike ödenmeden taşınmazın mülkiyetinin idareye devri sonucu ortaya çıkacaktır.
Bu değerlendirmeler ışığında, kural kapsamında kamulaştırma sürecinde mahkemece idare adına verilen tescil kararının kesin nitelikte olmasının mahkeme kararıyla belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini oluşturup oluşturmadığı kesin olarak tespit edilmeksizin taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesine neden olduğu, bu yönüyle kuralla Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında yer alan peşin ödeme güvencesi yerine getirilmeksizin mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen Anayasa’nın sözüne uygunluk ölçütünü karşılamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Her hakkı saklıdır. İzin alınmadan kopyalanamaz.
Sitede verilen bilgiler bilgilendirme amaçlı olup, hiçbir şekilde delil veya delil başlangıcı olarak dahi gösterilemez.
Musa Faruk DEMİR | Harita Müh. -KTÜ- | ARTVİN KADASTRO İL MÜDÜRÜ